"Tarım-hayvancılık tükenecek, tedbir alın"
 
01 Mart 2010 Pazartesi 15:50
 
ANKARA -AA- AB Veteriner Platformu tarafından "et fiyatlarındaki suni artışın ithalata zemin hazırladığı" belirtilerek, Türkiye'de "tarım ve hayvancılık tükenmeden köklü tedbirler alınması gerektiği" dile getirildi.
AB Veteriner Hekim Platformu'nca "Türkiye'de tarım ve hayvancılık tükenmeden köklü tedbirler alınmalıdır" başlığıyla yapılan yazılı açıklamada, "et fiyatları, et ithalatı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yeniden yapılanması" konular ve çözüm önerilerine değinildi.
Türkiye hayvancılık sektörünün karşı karşıya olduğu sorunların yıllardır katlanarak bugünlere geldiği savunulan açıklamada, sektörde, "örgütlenme alanında yaşanan boşluklar, sınırların kontrol altına alınamaması, etkin bir hayvan hastalık kontrol sisteminin kurulamaması, IMF ve Dünya Bankasının dayatmalarıyla yanlış et ithalatı yapılması ve bu tür ürünlerin stratejik ürünler olarak görülmemesi nedeniyle hayvancılık sektörü (tarım sektörü de buna dahildir) deyim yerindeyse katledilmiştir" görüşü ifade edildi.
Ülkenin, 1982 yılına kadar bütün dünyaya canlı hayvan ve hayvan ürünleri dış satımı yaparken sadece 3 yıl içerisinde hayvan ve hayvansal ürün ithalat çısı haline getirildiği savunulan açıklamada, şöyle denildi:
"Geri kalmış ülkelere özgü hastalıklar hem hayvanlarını hem insanlarını tehdit ediyor. Yapılan en ciddi uyarılar kara mizah örneği 'pantolon paçalarınız ı çorabınızın içine sokun' veya 'kuş gördüğünüzde hemen kaçın' oluyor.
AB mevzuatına uygun diye çıkartılmaya çalışılan 'Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasa Tasarısı' da gıda güvenliğini sa ğlayacak ciddiyetten uzak, adeta yasa gücü ile gıda sektöründe işsizlere iş bulma mekanizmasına dönüştürülmüştür."
Açıklamada, "et fiyatlarındaki suni artışın ithalata zemin hazırladığı" ö ne sürüldü.
Türkiye'nin mevcut sosyo-ekonomik ve coğrafi yapısıyla her türlü hayvansal üretime uygun ve çok önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulanan açıklamada, "Ülkenin sahip olduğu bu potansiyel yanlış planlama ve uygulamalar sonucu akılcı ve verimli bir biçimde kullanılamamaktadır. TÜİK'in son verilerine göre, Türkiye'de 1927 yılında nüfusun yüzde 75,8'i köy ve beldelerde yaşarken, 2009 yılına gelindiğinde bu oran, yüzde 24,5'e geriledi. O zaman tarlaları, bahçeleri kim ekecek, biçecek; ineği, koyunu kim yetiştirecek, eti/sütü acaba kim üretecektir?" denildi.
Hayvancılık sektörünün, devlete yıllardır başlı başına bir sektör olarak değil, bir yan iş kolu olarak tanıtıldığı, ülkenin kırsal kalkınmas ının ancak ulusal hayvancılık politikası oluşturulması ve uygulanması ile mümkün olduğu belirtildi.
Hayvancılığa sadece parasal destek yapmanın yeterli olmadığına işaret edilen açıklamada,hayvan hastalıklarıyla mücadele etmeden hayvansal üretimin artırılamayacağı vurgulandı. Sistemin doğru bir şekilde yeniden organize edilmesi ve etkinliğinin artırılması gerektiği kaydedilen açıklamada, şu öneriler dile getirildi:
"Hayvancılığın bitkisel üretimden farklı kendi başına bir özelliği olduğu da düşünülerek ayrı bir örgütlenme biçimi altında düşünülmesi zorunludur. Hayvancılığın içinde bulunduğu durum ve stratejik yapısı gereği hem üretim hem de hastalıklarla savaş birimlerinin aynı çatı altında olması, hizmetlerin etkinliğini arttırmaya yönelik uygun bir yaklaşım tarzı olacaktır. Buna ilişkin veteriner araştırma enstitülerinin de teknik farklılıkları olması nedeniyle bu birime bağlanması gereklidir. Aksi takdirde 1980'lerden itibaren hayvancılığa yönelik yapılan bütün olumsuzluklar, son bir darbe ile bu sektörün tamamen yok olmasına yol açabilir. Artık günü kurtaran değil köklü tedbirler alma zamanıdır."
Meclis'e sevk edilen "Tarım ve Gıda Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu Tasarısı" ile "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasa Tasarısı"nın bu doğrultuda yeniden düzenlenmesi gerektiği de kaydedilen açıklamada, "AB'de olduğu gibi, veteriner hizmetleri ve gıda güvenliğinin aynı yetkili otorite tarafından yürütüldüğü merkezi bir yapılanma ve buna doğrudan bağlı güçlü bir taşra teşkilatı oluşturulmalıdır. Bunun dışındaki uygulamalar, zorlamalar ülkemiz tarımına, hayvancılığına, gıda güvenliğine, ekonomisine ve toplum sağlığına ciddi zararlar verecek ve AB uyum sürecini sekteye uğratacaktır" denildi.
 Kapat